13 Aralık 2011 Salı

Dokunmak

"Dokun bana, dokun bana. Dokun biraz daha geçsin kokun bana." - Onor Bumbum

Basit bir sabah çayının ardından yarım kalan poğaçamı peçeteye sardım, masamın sağ uzak köşesine koydum. Dizüstü bilgisayarımdan gelen e-postalarıma baktım, sabaha "günaydın" tadında bir müzik açtım. Vücudumun esnemesi, kemik çıdırdatmalar. Bir kaç haber okudum. Maç sonuçlarına baktım. Küçük bir hamle ile sağ elimin parmaklarını yine çıtlattım. Daha sonra ise bir kaç çıplak Japon kadın resmine baktım.

Cambridge'den ülkeme döneceğim günlere geri sayım yaparken, aklımdan çıkmayan duygu ve hislerim müzik zevkime zevk, içime ise bir tutam heyecan katıyordu. Elimde en güçlü silah olan çizim yeteneğim ile bir şeyler yapmak, güldürmek istiyordum. Bakma, herkes benden çizim istiyor. Ama sıcak çikolata sorunsalı var. Sıcak çikolatamı karşılayın, bakın size ne çizimler yapıyorum. Sıcak çikolata olmazsa elimi çıtlatmam gerekiyor, bu da çizim yaparken elimin titremesine, kontrolu kaybetmeme yol açıyor.

Bir kaç seks dolu sikeçin ardından kalemimi duygu ve hislerim çerçevesinde masamın sol kenarındaki şeffaf plastik kaba koyuyorum. Youtube'dan müzik listemi değiştirip, hafif bir esneme hareketi yapıyorum.

Her gün klasik olan "Japonya'da Exchange" programlarına bakıyorum. Liseliler için kurulmuş bir ex-change dünyasında kendime başımı sokacak bir yer arıyorum. Bir yandan duygu ve düşüncelerimle birlikte o'nu aklımdan geçiriyor, küçük bir gülümseme ile Japonya'nın sakuralarına dalıp gidiyorum.

Projelere boğulmaya başlıyorum yavaş yavaş. Çalan antik Japon müzikleri arasında gözlerimi yaptığım işe kilitliyor, boynumun kitlenmesine sebep oluyorum. Malum, üniversite hayatı. Ne kadar seks hayatı varsa, o kadar da yapılacak proje var. En azından bir sanat öğrencisi için bunu diyebiliriz.

Erken gelen yorgunlukla birlikte yatağıma bir bakış atıyorum. "Yapma, projem var bitirmem gereken" desem de, o masum yastıklarla bana "gel" diyor işte. Henüz uyanalı üç dört saat olmuştu oysaki. "Aman be Mete, siktir et. Yat uyu akşam yaparsın."

Başımı yastığa koyduğumda garip bir stili olan tavana şöyle bir göz gezdiriyorum. Silüetini görmekten bıkmıyorum. Tavandaki çizgilerle, hayal gücümü kullanarak senin bir profilini oluşturuyor, öyle uykuya dalıyorum her zaman. Sana dokunamasam da, oradasın işte, benimlesin.

Yavaş yavaş beynim fonksiyonlarını kapadığında ağzımdan salyaları salıyor, ve mışıl mışıl bir uykuya dalıyorum.

Her ne kad- neyse.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder