Hayır yani nerden başlasam bilmiyorum.
tumblr'ın git gide embesiller tarafından işgal edildiği şu zamanlarda, tumblr'ı kapatmış olmama rağmen hala benimle uğraşmak isteyen, arkamdan konuşan, düşük seviyeli hareketlerle milletin beğenisini toplayan birisi veya birileri var.
Ya arkadaşım. Hadi dirsegimiyalarim.tumblr.com url'sini aldın. Başlığa "Artık benim!" havasında "Mehehe" de yazdın. Ha şimdi bir de şifre mi koydun?
Sen benim hakkımda oraya yazı yazarsın allah bilir veya var olan yazılarımı oraya kopyalarsın. Yaparsın. Bu kadarını yaptıysan bunu da yaparsın elbet.
Kimsin, nesin inan bilmiyorum. Bir derdin varsa sanaldan değil, yüzüme anlat. Sözde "sikertme" adı altında bir şey yapamıyorsun çünkü. Komik durumuna düşüyor, kendi kendine ve arkandaki kuzularla eğleniyorsun.
Ha bir de, seni tanımıyorum ya nasıl olsa. Ama sen beni tanıyorsun hani.
Ha işte senin ben ananı sikeyim.
Çık şimdi karşıma.
27 Kasım 2011 Pazar
26 Kasım 2011 Cumartesi
Kendim Olduğum İçin
Turuncu kuru yaprakların üstüne basarak ormana ilerledim. Şehrin dışına doğru kuzey tarafında kalıyordu orman. İki gün önce istemeden aldığım sigara paketini cebimden çıkardım küçük adımlarımla ormana ilerlerken. Keyfine göre çalışan çakmağımla, yer yer esen terbiyesiz rüzgara inat bir dal yaktım. İçime fazla çekmedim, dışarıya dumanı vurdum. Ayağımın altında çıtırdayan çekirge ölüleri ve iri kurumuş yaprak taneleri güzel bir melodi oluşturuyordu. Saatin ilerlemesi ile, hava kararıyor, biraz da sis çöküyordu yaşlanmış ormana. Adımlarımın gitgide yorulduğu anlarda, sigaramdan bir fırt daha çekiyorum.
Sisin köküne doğru yorgun adımlarla ilerledim. Bitmiş sigaramı bir ağaç kenarına fırlattım. Kurumuş yaprakların koloniler halinde birikmiş olduğu yerlerden birine geldim. İri bir ağaç. Kökleri o kadar büyük ki, topraktan yer yer yer yüzüne çıkmış. İki kök arasındaki kurumuş yaprakların arasına oturdum. Az biraz gözümü kapadım. Kendimi dinlendirdim. Esnedim, gerildim. Gözümü açtım, yoğun sise doğru bir bakış attım. Cebimden zar zor sigara paketini çıkarıp, bir dal daha yaktım. Başımı iri ağaca yasladım, gözlerimi tekrar kapattım.
-Seni seviyorum.
-Biliyorum.
-Peki beni neden görmezden geliyorsun?
-Canım istiyor.
-Mantıklı bir şey söyle.
-Hep kendim olduğum için.
-Bunun benim seni sevmemle ne alakası var?
-Yaptığım hareketleri severim.
Dalı bitirdiğimde yavaşça ayağa kalktım, pantolonumu sirkeledim. Siyah hırkamı düzelttim, evin yolunu tuttum. Çünkü ben çok can yaktım. Umrumda mıydı? Güldüm.
Sisin köküne doğru yorgun adımlarla ilerledim. Bitmiş sigaramı bir ağaç kenarına fırlattım. Kurumuş yaprakların koloniler halinde birikmiş olduğu yerlerden birine geldim. İri bir ağaç. Kökleri o kadar büyük ki, topraktan yer yer yer yüzüne çıkmış. İki kök arasındaki kurumuş yaprakların arasına oturdum. Az biraz gözümü kapadım. Kendimi dinlendirdim. Esnedim, gerildim. Gözümü açtım, yoğun sise doğru bir bakış attım. Cebimden zar zor sigara paketini çıkarıp, bir dal daha yaktım. Başımı iri ağaca yasladım, gözlerimi tekrar kapattım.
-Seni seviyorum.
-Biliyorum.
-Peki beni neden görmezden geliyorsun?
-Canım istiyor.
-Mantıklı bir şey söyle.
-Hep kendim olduğum için.
-Bunun benim seni sevmemle ne alakası var?
-Yaptığım hareketleri severim.
Dalı bitirdiğimde yavaşça ayağa kalktım, pantolonumu sirkeledim. Siyah hırkamı düzelttim, evin yolunu tuttum. Çünkü ben çok can yaktım. Umrumda mıydı? Güldüm.
17 Kasım 2011 Perşembe
Call of Duty: Modern Warfare 3
MW3'de Makarov'u öldürdükten sonra Cpt. Price'ın pro yakması çok "pro" bir hareket.
13 Kasım 2011 Pazar
Manga
Aslında kafamda bir hikaye var. Bunu işledim de bir kaç skeç ile. Gerçi hikayemden hala emin değilim. Bakuman'da geçen bir replik gibi,
-Saiko, drawings are awesome but I don't think the story is good.
-Shujin, story is awesome but I don't think the drawing is good.
Kafamdaki hikaye biraz da benim hikayem.
Manganın adı "Sakura Breeze"
Klasik, bildiğiniz Mete. Sonunda Japonya'ya taşınıyor. Olay Atatürk Havaalanında başlıyor. Vedalaşmalar, falan filan. Sonrasında ise Japonya'ya inen Mete. Hayallerini gerçekleştiren Mete. Sonrasınada başına gelenler vesaire... Öyle işte.
Hikayede; Ecchi, Romantizm, Dram, Komedi, Hayat temaları olacak.
Ama her seferinde bunu nasıl geliştirebilirim diye düşünüyorum. Ne yapsam ne etsem diye. Bir düşünce gelmiyor aklıma. Hani "Hentai" ekleyeyim diyorum ama... Shonen' e böyle Hentaili bir iş vermek, manga hayatımın sonu olur diye düşünüyorum.
Eh, ne yapsam ne eklesem. Hayır Shonen serilerini de sevmiyorum ama inat değil mi, bir kere reddedilince bir daha apply olmak istiyor.
Peh peh.
-Saiko, drawings are awesome but I don't think the story is good.
-Shujin, story is awesome but I don't think the drawing is good.
Kafamdaki hikaye biraz da benim hikayem.
Manganın adı "Sakura Breeze"
Klasik, bildiğiniz Mete. Sonunda Japonya'ya taşınıyor. Olay Atatürk Havaalanında başlıyor. Vedalaşmalar, falan filan. Sonrasında ise Japonya'ya inen Mete. Hayallerini gerçekleştiren Mete. Sonrasınada başına gelenler vesaire... Öyle işte.
Hikayede; Ecchi, Romantizm, Dram, Komedi, Hayat temaları olacak.
Ama her seferinde bunu nasıl geliştirebilirim diye düşünüyorum. Ne yapsam ne etsem diye. Bir düşünce gelmiyor aklıma. Hani "Hentai" ekleyeyim diyorum ama... Shonen' e böyle Hentaili bir iş vermek, manga hayatımın sonu olur diye düşünüyorum.
Eh, ne yapsam ne eklesem. Hayır Shonen serilerini de sevmiyorum ama inat değil mi, bir kere reddedilince bir daha apply olmak istiyor.
Peh peh.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)